Hiç düşündünüz mü, düzenli olarak kullandığınız bir kelimeden vazgeçseydiniz bu kelime hangisi olurdu?
Bu soru ilk bakışta bir dil oyunu gibi görünebilir. Ancak biraz durup düşündüğünüzde, kelimelerin sadece iletişim araçları değil, aynı zamanda düşünce kalıplarımızın da birer aynası olduğunu fark edersiniz. Her gün ağzımızdan dökülen kelimeler, aslında dünyayı nasıl algıladığımızın, kendimizi nasıl konumlandırdığımızın ipuçlarını verir.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar bu soruyu kendime sorduğumda benim için cevap “zor” idi.
Çünkü fark ettim ki, birçok durumu tarif ederken farkında olmadan bu kelimeye sığınıyordum: “Zor bir gün geçirdim”, “Zor bir karar”, “Zor ama gerekli”… Oysa her “zor” dediğimde zihnim o duruma direnç göstermeye başlıyordu. Sanki hayat, sadece aşılması gereken bir dizi engelden ibaretmiş gibi.
Peki ya “zor” yerine “öğretici” deseydim?
“Zor bir gün” değil de “öğretici bir gün”…
“Zor bir karar” değil de “büyütücü bir karar”…
Kelimeleri değiştirince hisler de değişiyor, bakış açısı da.
Kelimeler nötr değildir. Onlar yük taşır: umut, korku, inanç, cesaret… Bazen bir kelime, yıllarca kendimize ördüğümüz duvarın tuğlası olabilir. Bazen de bir kapının anahtarı.
Düzenli olarak kullandığımız bir kelimeden vazgeçmek; bir düşünce kalıbını bırakmak, bir inancı sorgulamak ya da duygusal bir alışkanlığa veda etmektir. Bu, küçük ama etkili bir zihinsel devrimdir.
Belki bugün siz de kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
“Her gün farkında olmadan hangi kelimeyi tekrar ediyorum?”
Ve ardından daha derin bir soru gelir:
“Bu kelime bana gerçekten hizmet ediyor mu, yoksa beni sınırlıyor mu?”
Cevabı bulduğunuzda, bir kelimeden vazgeçmenin sadece sözcük dağarcığınızı değil, hayatınızı da dönüştürebileceğini göreceksiniz.
